Relationship Between Coronary Artery Stenosis and Transdiagnostic Dysfunctional Metacognitive Beliefs: A Structural Equation Modeling Approach
1Department of Psychiatry, Tokat Gaziosmanpaşa University, Faculty of Medicine, Tokat, Türkiye
2Department of Cardiology, Sivas Cumhuriyet University, Faculty of Medicine, Sivas, Türkiye
J Cogn Behav Psychother Res 2026; 15(2): 65-74 DOI: 10.14744/JCBPR.2026.43164
Full Text PDF

Abstract

Dysfunctional metacognitive beliefs are increasingly recognized as transdiagnostic processes associated with emotional distress; however, their relationship with objective cardiovascular phenotypes remains insufficiently explored. This study examined the associations among dysfunctional metacognitive beliefs, emotional distress, and coronary artery stenosis (CAS) within a biopsychosocial framework. In total, 159 patients scheduled for elective coronary angiography completed self-report measures of anxiety, depression, and metacognitive beliefs before the procedure. CAS was defined as ≥50% luminal narrowing in at least one major coronary vessel based on angiographic evaluation. In structural equation modeling analyses, dysfunctional metacognitive beliefs—particularly negative beliefs about worry and maladaptive thought-control strategies—were strongly associated with emotional distress and also showed a significant direct association with the presence of CAS, whereas emotional distress did not statistically mediate this relationship. Together, these findings suggest that threat-focused dysfunctional metacognitive beliefs may be associated with CAS beyond concurrent emotional symptom severity; however, the cross-sectional design prevents causal inferences. Incorporating metacognitive processes into psychocardiological models may contribute to a more refined understanding of cognitive vulnerability in coronary artery disease.


Koroner Arter Darlığı ile Tanı Ötesi İşlevsiz Metabilişsel İnançlar Arasındaki İlişki: Yapısal Eşitlik Modeli Yaklaşımı
1Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı, Tokat, Türkiye
2Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı, Sivas, Türkiye
Journal of Cognitive Behavioral Psychotherapies and Research 2026; 15(2): 65-74 DOI: 10.14744/JCBPR.2026.43164

Üstbilişsel inançlar, duygusal sıkıntı ile ilişkili transdiyagnostik süreçler olarak giderek daha fazla önem kazanmakla birlikte, bu bilişsel süreçlerin nesnel kardiyovasküler göstergelerle ilişkisi sınırlı düzeyde incelendi. Bu çalışmada, biyopsikososyal bir çerçeve içerisinde üstbilişsel işlevsiz inançlar, duygusal sıkıntı ve koroner arter dar-lığı arasındaki ilişkiler değerlendirildi. Elektif koroner anjiyografi planlanan toplam 159 hasta, işlem öncesinde anksiyete, depresyon ve üstbilişsel inançları değerlendiren öz bildirim ölçeklerini doldurdu. Koroner arter darlığı, klinik anjiyografik değerlendirmeye dayalı olarak herhangi bir majör koroner damarda %50 ve üzeri lümen daralması varlığı şeklinde tanımlandı. Yapısal eşitlik modellemesi analizlerinde, özellikle endişeye ilişkin olumsuz üstbilişsel inançlar ve uyumsuz düşünce kontrol stratejileri olmak üzere üstbilişsel işlevsiz inançların, duygusal sıkıntı ile güçlü biçimde ilişkili olduğu ve aynı zamanda koroner arter darlığı varlığıyla doğrudan ilişkili bulunduğu görüldü. Buna karşılık, duygusal sıkıntının bu ilişkiyi istatistiksel olarak aracılık yoluyla açıklamadığı saptandı. Bu bulgular, tehdit odaklı üstbilişsel işlevsiz inançların, eş zamanlı duygusal belirti düzeylerinden bağımsız olarak koroner arter darlığı ile ilişkili olabileceğine işaret etmektedir; ancak çalışmanın kesitsel tasarımı nedeniyle nedensel çıkarımlar yapılamaz. Kardiyovasküler risk değerlendirmelerinde üstbilişsel süreçlerin dikkate alınması, koroner arter hastalığında bilişsel kırılganlığın daha bütüncül biçimde anlaşılmasına katkı sağlayabilir.