Abstract
Military psychological support systems provide multiple pathways to care; however, a stable use gap persists at subclinical levels where performance is at risk but specialty thresholds are not met. This study proposes a performance-congruent, metacognitively framed approach that targets information-processing patterns—perseveration, threat monitoring, and inflexible control—rather than disorder labels. Grounded in the self-regulatory executive function (S-REF) model and metacognitive therapy (MCT), this paper argues that brief, skill-based elements can be embedded within existing training without creating diagnostic pathways. The proposal emphasizes two levels of prevention. At the universal level, concise literacy on the cognitive–attentional syndrome and micropractice of attentional shifting and detached responding can be delivered in short blocks and reinforced through task-tied prompts. At the selective/indicated level, S-REF-informed formulation, disengagement practice, and metacognitive belief testing are applied in small-group labs or brief individual sessions to reduce cognitive–attentional loops that degrade daily performance. Design principles include role-congruent framing, minimal transaction costs, clarity of confidentiality, modularity, and contextualization to mission tasks. This paper outlines boundary conditions and pragmatic evaluation directions, acknowledging that uptake will vary with culture and tempo and that some presentations require case-formulated protocols beyond preventive microdrills. If implemented with these constraints—short, embedded, S-REF-consistent, and paired with clear referral options—metacognitively framed elements offer a feasible route to narrowing the acceptability gap for subclinical personnel while complementing existing clinical services.
Askeri psikolojik destek sistemleri bakıma erişim için birden çok yol sunar; ancak performansın risk altında olduğu fakat uzman hizmet eşiklerinin karşılanmadığı subklinik düzeylerde istikrarlı bir yararlanma açığı sürmektedir. Bu makale, bozukluk etiketleri yerine yineleme (perseverasyon), tehdit izleme ve esnek olmayan kontrol gibi bilgi işleme örüntülerini hedefleyen, metakognitif çerçeveli ve performansla uyumlu bir yaklaşım önermektedir. Öz Düzenleyici Yürütücü İşlev (S-REF) modeli ve metakognitif terapiye dayalı olarak, kısa ve beceri odaklı unsurların tanısal bir yol oluşturulmadan mevcut eğitimlerin içine gömülebileceğini savunur. Öneri iki önleme düzeyini vurgulamaktadır. Evrensel düzeyde, bilişsel-dikkatsel sendrom hakkında kısa bir okuryazarlık ile dikkat kaydırma ve ayrışmış tepki verme (detached responding) mikro uygulamaları kısa bloklar halinde sunulabilir ve göreve bağlı ipuçlarıyla pekiştirilebilir. Seçici/gösterilmiş düzeyde, küçük grup çalışmaları veya kısa bire bir oturumlar; günlük performansı bozan bilişsel-dikkatsel döngüleri azaltmak için S-REF temelli formülasyon, ayrışma (disengagement) uygulaması ve metakognitif inanç testini kullanır. Tasarım ilkeleri; rolle uyumlu çerçeveleme, asgari işlem maliyeti, gizlilik konusunda açıklık, modülerlik ve görev/mission görevlerine göre bağlamsallaştırmayı içerir. Ayrıca, benimsenmenin kültür ve tempo ile değişeceğini ve bazı başvuruların önleyici mikro alıştırmaların ötesinde olguya göre formüle edilmiş protokoller gerektireceğini kabul ederek, sınır koşullarını ve pragmatik değerlendirme yönlerini ortaya koyar. Bu sınırlılıklar altında -kısa, gömülü, S-REF ile tutarlı ve açık sevk seçenekleriyle eşleştirilmiş biçimde- uygulandığında, metakognitif çerçeveli unsurlar mevcut klinik hizmetleri tamamlayarak subklinik personel için kabul edilebilirlik açığını daraltmada uygulanabilir bir yol sunar.