Progressive Muscle Relaxation Exercise in Eating Disorders: A Case Report of Bulimia Nervosa
1Department of Psychology, Doğuş University, İstanbul, Türkiye
2Department of Psychology, İstanbul University, İstanbul, Türkiye
3Department of Psychiatry, İstanbul University, İstanbul Faculty of Medicine, İstanbul, Türkiye
J Cogn Behav Psychother Res 2026; 15(3): 183-191 DOI: 10.14744/JCBPR.2026.78218
Full Text PDF

Abstract

Bulimia nervosa (BN) is characterized by adverse biopsychosocial effects, necessitating a multidisciplinary treatment. Among psychological interventions, Cognitive-Behavioral Therapy remains a leading option. However, as motivation and readiness for change influence treatment outcomes, stage-tailored interventions based on the Transtheoretical Model are proposed. Progressive muscle relaxation exercise (PMRE) is offered as a facilitator of stage transition via reduced tension and anxiety, a technique that has been applied to various disorders across different fields. This study aimed to present a case diagnosed with BN, treated with a PMRE protocol based on the tension model of BN, implemented as a standalone module during the waiting-list period for disorder-specific treatment. The PMRE protocol was intended to help identify the relationship between daily stressors, physical tension, and eating disorder (ED) symptoms. Progress was evaluated through pre–post and follow-up measures of ED symptoms, eating habits, body satisfaction, self-esteem, emotion regulation, alexithymia, depression, anxiety, and stage transition, as well as an urge diary, in-session and between-session tension ratings, and in-session feedback. After eight therapy sessions and a three-month follow-up, improvements in ED symptoms and most other measures were observed. Enhanced awareness and management of physical tension induced by daily stressors were also recorded. To our knowledge, no prior studies in Turkey have implemented this technique in the treatment of EDs. PMRE may contribute to improvements in bodily awareness and treatment motivation associated with symptom regulation in BN. However, because of the single-case design and lack of a control condition, the results should be interpreted with caution. Further controlled studies are needed to clarify the specific role of PMRE in the treatment of BN.


Yeme Bozukluklarında Aşamalı Kas Gevşeme Egzersizi: Bulimiya Nervoza Olgu Sunumu
1Doğuş Üniversitesi, Psikoloji Bölümü, İstanbul, Türkiye
2İstanbul Üniversitesi, Psikoloji Bölümü, İstanbul, Türkiye
3İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Psikiyatri Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye
Journal of Cognitive Behavioral Psychotherapies and Research 2026; 15(3): 183-191 DOI: 10.14744/JCBPR.2026.78218

Bulimiya nervoza (BN), olumsuz biyopsikososyal etkilerle karakterize olup multidisipliner bir tedavi gerektirmektedir. Psikolojik müdahaleler arasında bilişsel davranışçı terapi önde gelen yaklaşımlardan biri olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte, motivasyon ve değişime hazır oluş tedavi sonuçlarını etkile-mesi nedeniyle, Transteorik Model’e dayalı aşamaya özgü müdahaleler önerilmektedir. Aşamalı kas gevşeme egzersizi (AKGE), gerginlik ve anksiyeteyi azaltarak değişim aşamaları arasındaki geçişi kolaylaştıran bir teknik olarak önerilmekte ve farklı alanlarda çeşitli bozukluklarda uygulanmaktadır. Bu çalışma, fizik-sel gerginliğin BN semptomlarıyla ilişkili olduğunu varsayan BN gerginlik modeline dayalı olarak, yeme bozukluğuna özgü tedavi programı için bekleme listesi sürecinde bağımsız bir modül olarak uygulanan AKGE protokolü ile izlenen BN tanılı bir olguyu sunmayı amaçlamaktadır. AKGE protokolü, günlük stresörler, fiziksel gerginlik ve yeme bozukluğu belirtileri arasındaki ilişkinin fark edilmesine yardımcı olmayı amaçlamaktadır. İlerleme, yeme bozukluğu belirtileri, yeme alışkanlıkları, beden memnuniyeti, benlik saygısı, duygu düzenleme, aleksitimi, depresyon, anksiyete ve değişim aşamalarındaki geçişe ilişkin ön test, son test ve takip ölçümleri kullanılarak değerlendirildi. Ayrıca değerlendirme sürecinde dürtü günlüğü, seans sırasında ve seanslar arasında gerginlik derecelendirmesi ile seans içi geri bildirimlerden yararlanıldı. Sekiz terapi seansı ve üç aylık takip görüşmesi sonunda yeme bozukluğu belirtilerinde ve sonuç ölçümlerinin çoğunda iyileşme gözlendi. Ayrıca olgunun günlük stresörlerin neden olduğu fiziksel gerginliğe ilişkin farkındalığı ve bu gerginliği yönetme becerisinin arttığı belirlendi. Bildiğimiz kadarıyla, Türkiye’de yeme bozukluğu tedavisinde bu tekniğin uygulandığı bir çalışma bulunmamaktadır. AKGE, be-densel farkındalık ve tedavi motivasyonu yoluyla BN belirtilerinin azaltılmasına katkı sağlayabilecek destekleyici bir teknik olarak değerlendirilebilir. Ancak çalışmanın tek olguya dayanması ve kontrol grubunun bulunmaması nedeniyle bulgular dikkatle yorumlanmalıdır. AKGE’nin yeme bozuklukları tedavisindeki özgül rolünü daha iyi ortaya koymak için kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır.