Cognitive Behavioral Therapy for Separation Anxiety Disorder: Three Cases
1Department of Psychiatry, Prof. Dr. Mazhar Osman Mental Health and Neurological Diseases Training and Research Hospital, İstanbul, Türkiye
J Cogn Behav Psychother Res 2026; 15(2): 116-126 DOI: 10.14744/JCBPR.2026.90560
Full Text PDF

Abstract

Separation anxiety disorder (SAD) is characterized by excessive fear and anxiety related to separation from attachment figures. Until relatively recently, SAD was considered exclusively a childhood disorder; however, accumulating evidence indicates that it may persist from childhood into adulthood or emerge for the first time during adulthood, which is referred to as adult separation anxiety disorder (ASAD). High rates of psychiatric comorbidity in individuals with ASAD complicate diagnostic and differential diagnosis processes. Psychotherapy is central to ASAD management. Cognitive behavioral therapy (CBT) is an evidence-based, well-established intervention for anxiety disorders. Nevertheless, ASAD frequently presents with resistance to treatment, as observed in other anxiety disorders. This article examines the therapeutic course and clinical outcomes of three patients diagnosed with ASAD in their twenties who underwent combined pharmacotherapy and CBT. Each case was characterized by substantial psychiatric comorbidities, including anxiety and depression. The CBT protocol for ASAD started with psychoeducation, encompassing case conceptualization, the phenomenology of separation anxiety, adult clinical presentation, and the cognitive, emotional, and behavioral mechanisms that perpetuate anxiety. The formulation was collaboratively constructed and discussed with patients to enhance their autonomy. Dysfunctional responses to perceived separation threats, associated maladaptive schemas, and functional impairments were systematically identified. Catastrophic cognitions related to separation, inadequacy, and abandonment were modified. Treatment proceeded with graded exposure designed to facilitate independent functioning apart from the primary attachment figures. In all three patients, the treatment process ended with remission. Pharmacotherapy was discontinued. Taken together, these observations highlight important clinical implications. When SAD appears in adulthood, the diagnosis is often delayed. Symptoms may be mistaken for other anxiety disorders, which can lead to an insufficient response to psychotherapy. If treatment response is poor, comorbid or primary SAD should be considered. CBT should be considered an effective treatment option.


Ayrılma Kaygısı Bozukluğunda Bilişsel Davranışçı Terapi: Üç Olgu
1Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Nörolojik Hastalıklar Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Psikiyatri Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye
Journal of Cognitive Behavioral Psychotherapies and Research 2026; 15(2): 116-126 DOI: 10.14744/JCBPR.2026.90560

Ayrılma kaygısı bozukluğu (AKB), bağlanma figürlerinden ayrılmaya ilişkin aşırı korku ve kaygı ile karakterizedir. Yakın zamana kadar AKB yalnızca çocukluk çağına özgü bir bozukluk olarak kabul edilmekteydi ancak artan kanıtlar, bu bozukluğun çocukluktan yetişkinliğe kadar devam edebileceğini ya da ilk kez yetişkinlikte ortaya çıkabileceğini göstermektedir. Bu durum, yetişkin ayrılma kaygısı bozukluğu (YAKB) olarak adlandırılmaktadır. YAKB olan bireylerde yüksek oranda görülen komorbid psikiyatrik tanılar, tanı ve ayırıcı tanı süreçlerini zorlaştırmaktadır. Psikoterapiler, YAKB’nin yönetiminde merkezi bir rol oynamaktadır. Bilişsel davranışçı terapi (BDT), anksiyete bozuklukları için kanıta dayalı ve iyi uygu-lanabilen bir tedavi yöntemidir. Bununla birlikte, YAKB, diğer anksiyete bozukluklarında da görüldü-ğü gibi, sıklıkla tedaviye direnç gösterebilmektedir. Bu makale, YAKB tanısı alan ve yirmili yaşlarında olan üç hastanın farmakoterapi ve BDT kombine tedavisiyle terapötik seyirlerini ve klinik sonuçlarını incelemektedir. Her bir olgu, ek anksiyete ve depresif bozukluklar dahil olmak üzere belirgin komor-bid tanılarla karakterizedir. YAKB için uygulanan BDT protokolü, olgu formülasyonu, ayrılma kaygısının fenomenolojisi, yetişkinlikteki klinik görünümü ve kaygıyı sürdüren bilişsel, duygusal ve davranışsal mekanizmaları içeren psikoeğitimle başladı. Formülasyon, hastalarla iş birliği içinde oluşturuldu ve hastaların özerkliğini artırmak amacıyla birlikte tartışıldı. Ayrılma tehdidine yönelik işlevsiz tepkiler, buna eşlik eden uyumsuz şemalar ve işlevsel bozulmalar sistematik olarak belirlendi. Ayrılmaya, yetersizlik duygularına ve terk edilme korkusuna ilişkin felaketleştiren bilişler modifiye edilmeye çalışıldı. Tedavi, hastaların birincil bağlanma figürlerinden bağımsız işlevsellik kazanmasını sağlamak amacıyla dereceli maruz bırakma teknikleriyle sürdürüldü. Üç olgunun tamamında tedavi süreci remisyon ile sonuçlandı. Farmakoterapi sonlandırıldı. Tüm bu bulgular değerlendirildiğinde önemli klinik sonuçlar ortaya koymaktadır. AKB yetişkinlikte ortaya çıktığında tanı sıklıkla gecikmektedir. Belirtiler diğer anksiyete bozukluklarıyla karıştırılabilmektedir. Bu durum psikoterapiye yetersiz yanıt verilmesine neden olabilir. Tedaviye yanıtın düşük olduğu durumlarda, klinisyenler eşlik eden ya da birincil AKB olasılığını göz önünde bulundurmalıdır. BDT, etkili bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilmelidir.