2Department of Psychiatry, Eskişehir City Hospital, Eskişehir, Türkiye
3Department of Psychiatry, Başkent University, Faculty of Medicine, Ankara, Türkiye
Abstract
Secondary gain (SG) has traditionally been discussed within psychodynamic and psychosomatic frameworks, particularly in relation to conversion symptoms and somatic presentations. Despite its longstanding clinical relevance, SG has rarely been operationalized systematically, and no dimensional assessment framework currently exists. This study aimed to develop and preliminarily evaluate an exploratory framework for assessing SG-related reinforcement processes across psychiatric disorders and to examine their associations with symptom severity, somatosensory amplification, illness attributions, and perceived interpersonal attributional discrepancies. Altogether, 60 patients diagnosed with somatic symptom disorder (SSD), functional neurological symptom disorder (FND), panic disorder (PD), or major depressive disorder (MDD) were evaluated using an exploratory SG assessment survey developed through literature review and expert clinical consensus. The instrument assessed illness-related reinforcement events, anticipated relief expectations, and perceived attributional incongruence between patients and relatives. Participants also completed the Somatosensory Amplification Scale, Hospital Anxiety and Depression Scale, and Illness Perception Questionnaire. The instrument demonstrated acceptable preliminary internal consistency across the subdomains conceptually derived. The number of illness-related reinforcement events experienced differed across diagnostic groups and was higher in FND and lower in MDD (χ²=8.795, p=0.032). In contrast, the overall SG composite scores showed relatively similar distributions across diagnoses (χ²=2.316, p=0.509). Perceived attributional incongruence was higher in SSD (χ²=15.709, p=0.001) and lower in PD (χ²=16.810, p=0.001). SG-related variables were associated with anxiety symptoms, somatosensory amplification, and psychological illness attributions, providing preliminary evidence for construct coherence. These findings provide preliminary support for operationalizing SG-related reinforcement processes across psychiatric disorders. SG-related processes may reflect broader interpersonal and contextual reinforcement mechanisms rather than representing a diagnosis-specific phenomenon. Larger longitudinal studies are needed to establish the framework’s psychometric validity and transdiagnostic relevance.
2Eskişehir Şehir Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı, Eskişehir, Türkiye
3Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı, Ankara, Türkiye
İkincil kazanç (İK), geleneksel olarak özellikle konversiyon belirtileri ve somatik yakınmalar bağlamında, psikodinamik ve psikosomatik kuramlar çerçevesinde ele alındı. Klinik açıdan önem taşımasına rağmen, İK bu-güne kadar sistematik biçimde yapılandırılmış ve ölçülebilir boyutsal bir kavramsal çerçeve içinde ele alın-mamıştır. Bu çalışma, psikiyatrik bozukluklarda İK ile ilişkili pekiştirme süreçlerini değerlendirmeye yönelik keşifsel nitelikte bir boyutsal çerçeve geliştirmeyi ve ön değerlendirmesini yapmayı, ayrıca bu süreçlerin semptom şiddeti, somatosensöriyel amplifikasyon, hastalık atıfları ve algılanan kişiler arası atıf uyumsuzluğu ile ilişkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bedensel belirti bozukluğu (BBB), fonksiyonel nörolojik belirti bozukluğu (FNB), panik bozukluğu (PB) veya majör depresif bozukluk (MDB) tanısı almış toplam 60 hasta, literatür taraması ve uzmanların klinik görüş birliği doğrultusunda geliştirilen keşifsel bir İK değerlendirme anketi ile değerlendirildi. Ölçek; deneyimlenen hastalıkla ilişkili pekiştirme yaşantılarını, hastalıkla ilişkili rahatlama beklentilerini ve hastalar ile yakınları arasında hastalığa dair atıflar arasında algılanan uyumsuzluğu değerlendirmektedir. Katılımcılar ayrıca somatosensöriyel amplifikasyon ölçeği, hastane anksiyete ve dep-resyon ölçeği ve hastalık algısı ölçeğini doldurdu. Ölçek, kavramsal olarak türetilmiş alt boyutlar arasında kabul edilebilir düzeyde iç tutarlılık gösterdi. Deneyimlenen hastalık ilişkili pekiştirme yaşantılarının sayısı tanı grupları arasında farklılık gösterdi; bu sayı FNB grubunda daha yüksek, MDB grubunda ise daha düşük bulundu (χ²=8.795, p=0,032). Buna karşın, toplam İK puanları tanılar arasında görece benzer dağılımlar göstermiştir (χ²=2.316, p=0,509). Algılanan atıf uyumsuzluğu BBB grubunda daha yüksek (χ²=15.709, p=0,001), PB grubunda ise daha düşük bulundu (χ²=16.810, p=0,001). İK ile ilişkili değişkenler; anksiyete belirtileri, somatosensöriyel amplifikasyon ve hastalığın psikolojik olduğuna dair atıflarla ilişkili bulundu; bu sonuçlar ölçeğin yapı geçerliliği açısından ön bulgular sağladı. Bulgular, İK ile ilişkili pekiştirme süreçlerinin psikiyatrik bozukluklarda boyutsal bir yapı içinde kavramsallaştırılıp değerlendirilebileceğine ilişkin ön düzeyde kanıt sunmaktadır. İK ile ilişkili süreçler, tanıya özgü olmaktan ziyade, daha geniş kişiler arası ve bağlamsal pekiştirme mekanizmalarını yansıtıyor olabilir. Bu çerçevenin psikometrik geçerliliğini ve tanılar üstü önemini ortaya koyabilmek için daha geniş örneklemli ve uzunlamasına çalışmalara ihtiyaç vardır.